40 derece boylam ve 28 - 30 derece enlem daireleri arasında marmara denizinin güneydoğusunda yer alan, toplam il nüfusu 2000 yılı genel nüfus tespit sonuçlarına göre 2.125.140 ile türkiye nin 4. büyük kenti ve benim 5 sene boyunca yaşadığım şehir.
"bursa adı, bu şehri kuran bithinya kralı prussias dan gelmektedir. m. Ö. 7. yy da bu bölgeye göç eden bityn ler buraya bithynia adını vermiştir..."
bir dönem osmanlıya başkentlik yapmış şehrimizdir.
osmanlı devleti nin temellerinin atıldıgı sehirdir.sehir merkezinin her zaman puslu bir havası vardır.turkiye deki kirlenmeyen ve kurumayan sayılı göllerinden olan iznik gölü il sınırları içindedir.ama maalesef bir sure once cargill isimli bir amerikan firması gölden su cekip mısır nişastası uretmektedir.belki de bu firmanın bolgeye kurdugu fabrika yuzunden o cevrede de yasam bitecektir.her yere burunlarını sokan amerikalılar şimdi de gozlerini iznik golunun verimli ovalarına dikmişlerdir.ama bursa,bagdat degildir.bursa halkı da satılmıs halk degildir.
"bursa, müthiş bir kent, kendisini miskin bir dinginliğe hapsetmiş ve dışarıdan bakanlara hiçbir gizemini sunmayan, tuhaf dehlizler, dar sokaklar, kasvetli erken çöken akşamlar ve çıldırtıcı sonbahar lodoslarıyla süslü kafkavari bir öyküler bütünü.. içinde taşıdığı esrarı farketmek için bakmaktan çok görmek ve eski mekanlarda dikkatle dolaşmak gerekir. Özellikle tophanenin altındaki tünelleri, kozahan?ın ve kapalıçarşının gizli geçitlerini, eski demiryolu hattının çevresindeki kulubeleri görmediyseniz ve muradiye?de çınar ağaçları arasında oturup kendinizi, nereden gelip nereye gittiğinizi düşünmediyseniz, siz bursa?yı değil, onun maskesini gördünüz demektir..
bitniya uygarlığı ile başlayıp sırasıyla roma dönemi , osmanlı başkentliği ve cumhuriyet dönemine şahitlik eden yeşil şehir bursa halen bu uygarlıklardan üstüne sinmiş olan tarih kokusunu taşımaktadır . cumhuriyet dönemi ile birlikte hiç bir şeyin tarihi yapısını bozamadığı bursa değişmeyen çehresi ile adeta yıllar yılı yaşayan ve yaşlanmak bilmeyen bir insanı andırmakta..etrafını saran bir çok değişime ayak uydurmaktan ziyade bilakis değişimlerin ayak uydurduğu bursamız yıllardır uludağı kanatları yaparak bizi himayesi altına almakta.."(alıntıdır)
bu yazının onu çok iyi anlattığına inandığım orda doğup oranın suyunu havasını tüketmeyenin belki sevmeyeceği fakat bursalılar için bir vazgeçilmez olan ne istanbul kadar büyük ve karışık ne de sakarya kadar ufak ve basit bir yer olmayan,osmanlı devlet inin ilk başkenti olan,ve bu nedenle erken osmanlı mimarisinin tüm örneklerini barındıran uludağı kaplıcaları kestane şekeri iskender kebabı meşhur olan ve evliyalar şehri,tekstil ve tarih başkenti olarak anılan,otomotiv sanayinin iki önemli kuruluşu olan oyak renault ve tofaş ın bulunduğu ve şu an itibariyle nüfusu 2.5 milyonu aştığı söylenen türkiyenin 4. büyük kentidir.
istanbulda sadece istiklal caddesindeki eşcinsellerin 10da biri bile etmeyecek kadar eşcinselin yaşadığı erkekliğinden şüphe duyanların erkeklerine laf attığı ve (°bkz: bursaspor) taraftarlarının bu laflara şu besteyle karşılık vererek sahip çıktığı (biz bursalıyız, yoktur inkarımız, bastonla kız s..k..r en ihtiyarımız.)altı evliya üstü eşkiya olan şehir.(°bkz: texas)
7 senemi geçirdiğim ama 7 ayda sıkılmama yetecek büyüklükte merkezi olan, kız arkadaşınızla kaçamak yapamayacağınız, eliniz sallasınız tanıdığa çarpacağınız küçük şirin bir şehrimiz.
bursa da bir eski cami avlusu,
küçük şadırvanda şakırdıyan su;
orhan zamanından kalma bir duvar...
onunla bir yaşta ihtiyar çınar
eliyor dört yana sakin bir günü.
bir rüyadan arta kalmanın hüznü
içinde gülüyor bana derinden.
yüzlerce çeşmenin serinliğinden
ovanın yeşili göğün mavisi
ve mimarîlerin en ilâhisi.
bir zafer müjdesi burda her isim:
sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın.
güvercin bakışlı sessizlik bile
çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
muradiye, sabrın acı meyvası,
ömrünün timsali beyaz nilüfer,
türbeler, camiler, eski bahçeler,
şanlı hikâyesi binlerce erin
sesi nabzım olmuş hengâmelerin
nakleder yâdını gelen geçene.
bu hayâle uyur bursa her gece,
her şafak onunla uyanır, güler
gümüş aydınlıkta serviler, güller
serin hülyasıyla çeşmelerinin.
başındayım sanki bir mucizenin,
su sesi ve kanat şakırtılarından
billûr bir âvize bursa da zaman.
yeşil türbesini gezdik dün akşam,
duyduk bir musikî gibi zamandan
çinilere sinmiş kur an sesini.
fetih günlerinin saf neşesini
aydınlanmış buldum tebessümünle.
isterdim bu eski yerde seninle
başbaşa uyumak son uykumuzu,
bu hayâl içinde... ve ufkumuzu
çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
havayı dolduran uhrevî âhenk..
bir ilâh uykusu olur elbette
ölüm bu tılsımlı ebediyette,
belki de rüyâsı bu cetlerin,
beyaz bahçesinde su seslerinin.
bursalıların istanbulla kıyaslayacak kadar çok fazla abarttıkları,fakat bursalı olmayanların ağır eleştirilerine maruz kalan,geriye doğru giden büyükşehir.