yeni yazarımızdır,hoşgelmiştir,beni burada da yalnız bırakmayıp arkadaşlığını göstermiştir.sözlük çok tecrübeli bir yazar kazanmıştır.hayırlı olsundur.
en fazla ne anlatılabilir ki ondokuz yaşındaki bir organizma hakkında...okuduğu okul,tuttuğu takım sevdiği müzisyenler vs...
on yaşında henüz küçücük bir kız çocuğuyken hayatın ona oynadığı oyundan bahsetmeye kalksa kim ciddiye alır onu?
çocukluk korkularının hala gölge gibi ensesinde olduğunu söyleyeme çalışsa dinleyici bulabilir mi kendine?
gözlerini kapattığında, gözünün önüne gelen suretlerin ne kadar tanıdık olduğunu bildiği halde onlara bir isim verememesi dikkatini çeker mi insanların?
yağmurlu günlerde evden çıkmamasının sebebinin ıslanmak korkusu olmadığını,aksine üzerine damlayan her damlada kurtulmaya çalıştığı geçmişine biraz daha yaklaştığını hissetiğini birileri kavrayabilir mi?
en önemlisi biri anlamaya çalışır mı bu canlıyı...?
...sanmıyorum...henuz kendine bile katlanamayan bir insanın başkaları tarafından önemsenmeyi beklemesi kadar saçma ne olabilir ki hayatta...
büyüdükçe herşeyin düzeleceğini söyleyenlerin sadece birer yalancı olduklarını farkettiğimde tutunacak hiç dalım kalmamıştı...buna rağmen pesetmedim...buna rağmen hayatı en boktan haliyle yaşamayı seçtim...elimde bir deste kağıt hayatı yenmeyi seçtim...
yorgunluk içimde, "ben" dediğim yerde.. artık sancılanmıyorum isteklerim, yaptıklarım, anılarım, hayatımın insanları için sancılanmıyorum, yorgunluğuma, kendime sancılanmıyorum.. donuklaşmanın, buz kesmenin ruhumda başkalaşması durumu! soğuk, renksiz, rahatsız edici huzur.. kendi elllerimle boğduğum insaniyet, inanç, sevgi, hayal, arzu ve daha nicesini.. can çekişlerini seyrediyorum tepkisiz.. son noktadayımdır belki bu kadar çekilebilicektir kanım damarlarımdan kim bilir?
kendi rahatsız edici huzurumda gözlerm kapalı süzülüyorum şimdi.. herşey aslında hiçbir şey.. hissettim, dokundum, kanadım, sancıdım, gülümsedim, mutlu oldum, tattım, emdim, nefret ettim, lanet ettim, intikam aldım, acıdım.. herşey için kavramlarla bütünleştim.. artık ruhum başkalaştı.. kavramlar yalanlıyorlar kendilerini karşımda.. yani herşey hiçbir şeye dönüor.. o an belkide gerçekten kanamaya başlayabilirm; "hiçbirşey için başkalaşmak".. gerçek acı budur belki de, kim bilir?
nefesimi bilinçsizce alıp veriyorsam, kendimi bilinçsizce ölüme yaklaştırıorsam, içimde bir yerler hissediyor ve hissizliğini kabediorsa, arabaya binip şehirleri şehirlere terkedip kendimi bulabiliyorsam dünya benim ve dünya benden ibaret.. büyük bi sevgiyi büyük tutkuyu içime sığdırabiliyorsam kendimin dışında, ve kendim yozlaşırken gitgide uyanıp o koca sevgiyi bitmeden dünyamın dışına atmak.. aynı zamanda bennm parmak izimin aynısını bulup bünyeme katmaya çalışmak.. huzur verici gibi, kendimin müzekkarı.. yıllardır aramış gibi, onu beklemiş gibi hayat bulmak gibi, hiç bişiy umursanmadan gizlenmeye değer..gerçekliği dokununca anlaşılan benliğmin özdeşi. yıllardır tanımış gibi.. işte o benim parmak izim hep benle kalmalı..bi saniye sakinlik istiyorum zihnim bu nasıl tezatlık.. kendinden sıyrılmaya çalışan, bünyeni, yaşanmışlıklarını yok etmek isteyen sen diilmisin neden kendinin aynısını bölesine delice istiyorsun ki dünyanın dışında hislerin varken? tutkun bile artık "benden ibaret" mi? evet evet dediğim gibi sakinleşelim biraz.. parmak iznle bütünleşmeyelim asla, sevgiyide bırakalım kapının dışında kalsın.. yavaşlayalım.. sadece bekleyelim hislerimiz gibi donduralım tezat dolu istekleri gerekirse sınır dışı edelim.. ey zihnim, belki bi gün şehirleri şehirlere tarkederim bi arabayla.. her bir diyara parmak izimle işaret koyarım.. diyarlar benim gittiğim yerde, işaretler benim koymak istediğim yerde.. gerçekten de dünya "ben"den ibaret belki de kim bilir?
kensisine bu entry mi armagan ediyorum ha bir de yann tiersenden monochrome adlı sarkıyı.
başlıklardaki farklı bakış açılarına bayıldığımı itiraf etmekte her hangi bir sakınca görmediğim, girilerini severek takip ettiğim yazar kişisidir. hoşgelmiştir, hiç gitmesin hep yazsındır. zira az bulunur cinstendir.