söz ve müziği zülfü livaneli`ye ait her dinlendiğinde heyecanlandıran enfes şarkı.
düşlerin parlayıp söndüğü yerde
buluşmak seninle bir akşam üstü
umarsız şarkılar,dudağımda bir yarım ezgi
sığınmak gözlerine,sığınmak bir akşamüstü
gözlerin bir çığlık,bir yaralı haykırış
gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
bir orman bir gece kar altındayken
çocuksu,uçarı koşmak seninle
elini avcumda bulup yitirmek
sığınmak ellerine bir gece vakti
ellerin bir martı,telaşlı ve ürkek
ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken
bir kenti böylece bırakıp gitmek
içinde bin kaygı,binbir soruyla
bitmeyen bir şarkı,dudağında bir yarım ezgi
sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu
gözlerin bir çığlık,bir yaralı haykırış
gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
ellerin bir martı,telaşlı ve ürkek
ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken.
bir nazım hikmet şiiridir.
gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu mayıs ayı sonlarında öyledir işte
antalya tarafında ekinler seher vakti.
gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.
gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.
gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri bursa`nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat istanbul.
gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.
gözlerin boşluğa dalıp gider
sahipsiz bakışların benim olsun isterim
sırların acıdan ağlar örer
kendi kayboluşların sende dursun isterim
ağladım senin için ilk defa
elimde parçalanmış bir hayat var aslında
hapsoldum söylediğim yalanlara
Çıkışlar hep kapanmış ruhum dar sokaklarda
barış akarsunun güzel yorumladıgı dinlenesi parça.
boğazımın en müsait olmayan ?müsait bir yeri?nde inmek isteyen yolcular taşıyorum. ve ben senin kırmızı ışığına yakalandığım için en kirlisinden küfrü basıyorum.. bir park yeri aranıyorum, müsait yerleri kaçırmış yolcularımdan kurtulmak için, derken gözlerin gelip solluyorlar beni. koltuğumun altında sakladığım demir çubuk geliyor hatırıma. kendime güvenim geliyor o kaba kuvvetlerimin gazıyla. sinyal vermeden dönüyor gözlerin, küfrediyorum arkasından.. gözlerin bana sinyal vermiyor, ışıkları elim bir kazada şarampole yuvarlanıp kırıldığından beri...
sevgilisiyle düşlerin parlayıp söndüğü yerde buluşmak, koskoca orman kar altındayken en çocuksu haliyle koşmak isteyen bünyenin şarkısıdr bu. bir zamanlar birbirine bakmaktan şaşı olan gözler artık çook uzaklardan geçen birer gemi olmuştur. biraz da onun sitemidir.
ama en çok ta asla 'ayrılamam' denilen kenti, içinde bin kaygı binbir soruyla bırakıp gitmek; en çok ta onların şarkısıdır.