gecenin ilerleyen saatlerinde uzaklarda bir yerde.. kucagında kedisi boynunun sol tarafındaki sevgilisine sarılarak onu ağlatan arkadaşım, dinlemek huzur verir.. kadıköy'ün kenar sokaklarından birinde kimbilir şimdi hangi alemde... elimden gelsede kendisine bir stradivarius hediye etsem.. umarım hayalindeki gibi iyi bir virtuozu olur ve birgün sahneye cıkar...
karanlık... ve hala devm eden solgun yüzü dünyanın, ruhlarının içine tıkılıp kalmış insanlar gerçekliğin alcak duvarlarının arasına sıkışıp kalmış ruhlar... bir adım öteye gitmeyen, gidemeyen yetersiz dünyalar.. hayatlar.. öyküler.. hayal etmenin yalnızca bir oyun olarak kalıverdiği ve düşlerin masalsı gerçekliğini kaybedip boyalı pop malzemelerine dönüştüğü, nefis bir spor araba acaip yakısıklı bir cocuk, fıstık gibi bir kız ve bu listeyi dahada uzatabilecek binlerce metaryale bağlı yaşayan hayatlar... çürümüş beyinler ve dahada çürüyecek olanlar.. nerede kaybetti insanlar gözlerindeki parlaklığı.. ne zmn anlatmaktan vazgeçtiler öykülerini.. zihnimin içinde dolaşıyor görüntüler.. sözleri olmayan bir şarkıya benziyor sanki hayat.. bomboş bir gökyüzü, bulutsuz bir gece...