kitapların herbirinde bambaşka dünyalar vardır.okursunuz,beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz.fakat bir kitap herkesde aynı etkiyi bırakmaz.kimini yazmaya,kimini sorgulamaya,kimini çalışmaya teşvik eder.zevklidir.
yıllar önce bir ali kırca yazısında okumuştum bu lafı. o da birinden apartmıştı ama asıl söz sahibini hatırlamıyorum maalesef. asırlık çınara bir kitap verin, sonra da oturup çürümesini seyredin. tabi ki çok güzel bir şey kitap. ama biraz da böyle bir yanı var sanki. okudukça, açlığınızı azdırıyor. her kitap, başka kitaplara doğru iteliyor sizi. ve biliyorsunuz ki asla hepsini okuyamayacaksınız.
kitaplar, hayat kadınlarına benzer.. kötü bir kitap okuyucusuna, kötü bir fahişenin erkeğine hissettirdiği benden çok var düşüncesini yansıtır. kötü bir kitap özel olmadığını, sadece bir kitap olduğunu, kendisinden başka birsürü başka kitapların olduğunu, aynı şekilde okuyucusunun da sıradan olduğunu düşündürür...fakat iyi bir kitap, iyi bir orospu gibi dünyada sadece bir tane olduğu izlemini verir, okuyucusuna kendisi için özel olduğunu söyler usulca, eskimiş buruşmuş sararmış sayfaları tecrübe kokar
benim nickimdir, kendi nickimle ilgili ilk giriyi de ben kendime yazayım bari. bu kitap denilen yazar herkesten çok farklıdır, eşi benzeri yoktur, yazarsa tam yazar, yazdığının arkasında köküne kadar durur. haksız olduğunda özür dileyecek kadar erdemli, haklı olduğunu düşündüğü ve gerek gördüğü halde ayar vermekten çekinmeyen süperman, ubermensch.
bir kumandanın, bir orduya verdiği arş emriyle, bir neferin arş sözü arasında ne kadar fark varsa ki birincisi koca bir orduyu harekete getirir, ikincisi belki bir askeri bile yürütemez aynen öyle de her kitap okunmamalıdır.her söylenen söze kulak verilmemelidir.