opeth, 1990 yılında isveç'de kurulmuş bir extreme progressive metal grubudur.
asıl türün adı progresif death metal ya da extreme progresif metal olmakla beraber internet çevresinde farklı yakıştırmalar da yapılmıştır. birçok sanat eleştirmeni forest metal'e varan isimler uydurmuşlardır. fakat şarkılarında akustik gitar ve clean vokal ile jazz, blues, progressive rock etkileri de kullandıkları için extreme progresif metal en yakın türdür. grubun vokali mikael Âkerfeldt yaptığı hem brutal hem de clean vokaller ile gerçekten death metal camiasında akla gelen önemli isimlerdendir.
ilginç kısım bilindik death metal sözlerinin yanında, opeth'in şarkı sözleri çok şiirsel bir anlatıma yer verir. hatta bazı yarışmalardan ödülleri bulunmaktadır.
grup ismi wilbur smith'in sunbird (güneşin kuşu) adlı bir kitaptan çıkmıştır. bu romanda opet adında bir ay şehri bulunur. grup üyeleri bunu opeth'e çevirirler. Öte yandan isveççe opeh diye okunur.
ghost reveries 'de -son albüm- bi şarkıları vardır "harlequin forest" adlı,opeth tarihinin bana göre en güzel şarkısıdır.son kızımdaki aksak ritim insanı delirtir,yer bitirir.
yeni melek teki istanbul konserinde sevenlerine inailmaz vakit geçirten, elemanlarinin kizlari kiskandiracak cinsten elfimsi saçlari olan, müzikalitesi tartisilmayacak grup.
heavy metal genresi altında dinlendiğinde oldukça sıkıcı gelen;ama neo-progressive rock dalında başarılı sayılabilecek bir grup.remember tomorrow cower ları dinlemeye değer.
vokal mikael akerfeldt in en sevdiği ve etkilendiği grup cameldan ilham alınarak müzik icra etmiş, etmekte olan, iyi ki de müzik yapıyor bu adamlar dedirten grup.
opeth in benighted ı ile camel in never let go parçaları dinlenecek olursa, giriş kısımlarının birbirine benzerlik gösterdiği fark edilebilir.
mikael akerfeldt in sesindeki çeşitlilik, akustik geçişler, riffler hayran olunacak türden.
müzik hayatımın son 1 yılının açık ara en baskın grubu.riff manyaklığında sınır tanımazlar.enstrumanların kendi arasındaki uyumu ve enstruman-vokal uyumunu hiç duymadığım kadar güzel yapmaları ilk dikkatimi çeken özellikleri olmuştu.özellikle kendi tarzları içinde akustik gitarı inanılmaz derecede güzel kullanıyolar.şiirsel nitelikteki müthiş sözler insanı çarpan bir diğer etken.beyni mikhael akerfeldt gibi aşmış bir insandır,söz ve müziklerin bir çoğu onun imzasını taşır.konsept albüm yaptıkları için şarkıları albüm şeklinde dinlenildiği vakit sizi çok uzak diyarlara sürüklemesi çok olası.müzik olarak üstüne tanımadığım bu grupta bir de vokal olayı vardır ki hiç sormayın.hem clean hem brutal vokal yapabilen mikhael amcayı inceleyelim biraz da.clean vokalde duyduğum en iyi seslerden birine sahip olan mikhael notalarla aynı anda çok büyük vurucu etki yapmaktadır.brutal konusunda ise yarmış,olayı bitirmiştir.brutal vokali sadece gürültü olarak nitelyenlere numune olarak mikhael dinletilmesi gerekmektedir.gerek anlaşılırlık gerekse duygu olarak brutalde 1 numara olduğu inancındayım.şarkıları uzun olmasına rağmen bayıcı değildir.en sevdiğim şarkıları : black rose immortal,face of melinda,when,to bid you farewell,benighted,windowpane,ghost of perdition vs.
ağır şarkılarını daha çok beğendiğim,dinlemesi sabır gerektiren ve "sabrın sonu selamettir" anlayışını hiçe çıkarmayan grup.beni en uzağa götürüp orada dinlendirip geri getiren şarkısı windowpane olan isveçli black metal grubudur ayrıca...
kanımca kendi dalında muzikal anlamda son yılların en baba grubu. ozellikle vokal arkadasın brutal ve clean vokalleri aardı ardına yapabilmesi akustik gitarın elektronik gitarın arasında kaybolmadan ve yavan durmadan calması benim en cok sevdigim ozellikleri. hele bir de bleak sarkıları vardır ki dadından yenmez.