yazın kavurucu sıcağının geride kaldığı kışın ayazından önce ılık rüzgarların estiği yaprakların sararıp döküldüğü hüznü simglese de benim için mutluluk kaynağı mevsim.
alır gider beni sarı rüzgarlarıyla sonbahar
gelir anılardan bir davet çocukluğum canlanır
bir varmış bir yokmuş diye başlardı bütün masallar
hani nerde o masum ve daha bozulmamış rüyalar
sedef sedef olur, açardı nilüferler
ve kanatları tülden fildişi kelebekler
bir martı gibi tek başıma uçardım
hani nerde üstünden uçtuğum mor denizler
sevgiden saygıdan bir altın kafes ördüm
inançlarım kilit kilit oldu üstüme
aşıp bedenimi bendeki beni gördüm
hani nerde uğrunda azaldığım değerler
ellerim soğuk şimdi üşüyor dudaklarım
göğsüne düştü başım o çiçekten yılların
ey sonbahar.
tarih: tahmini olarak ekimin 2. haftası bir pazar sabahı
hava: rüzgar + hafif yağmur
ruh biçimi: karamsar
mekan: cumalıkızık
sabahın erken saatlerinde bursanın lodosu yüzümü yalamaya başlamıştı.ve içimden işte bugun son baharın günü demiştim.bursada en güzel doğa mekanı neresi ? tabiki de cumalıkızık.kararımı vermiştim bugun cumalıkızığa misafirdim bütün acizliğimle dedim kendi kendime.
küresel ısınma sebebiyle artık yavaş yavaş silinecek olan mevsim
bu vesile ile bendede"yazık değilmi ulan sonbahara"diye bir sonbahar türküsü yazma isteği doğmuştur.
insanların melankolik yönlerinin ağır bastığının göstergesi. hep onun üzerine şiirler, şarkılar, besteler, kitaplar yazılıyor, söyleniyor. ilkbaharla ilgili o kadar yok mesela.